MİRASTAN MAL KAÇIRMA
Mirastan mal kaçırma işleminin diğer bir adı muris muvazaasıdır. Muvazaa, sözleşme taraflarının üçüncü bir kişiyi yanıltmak için aralarındaki asıl işlemi gizleme maksatlı yaptıkları anlaşmadır. Mutlak muvazaa görünüşteki işlemin hiç yapılmamış olmasıdır. Bu durumda hukuki sonuç doğmaz. Nispi muvazaada ise görünüşteki işlem gizlenir. Muris muvazaası da nispi muvazaanın bir parçasıdır.
Muris muvazaasında hem gizli işlem hem de görünürdeki işlem vardır. Görünürdeki işlem tarafların üçüncü kişileri aldatmak maksadıyla olmayan irade beyanlarını varmış gibi göstermeleridir. Bu işlem genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri olmaktadır. Muvazaa nedeniyle geçersiz işlemlerdir. Gizli işlem ise tarafların sonuç doğurmasını istedikleri işlemdir. Gizli işlemin muvazaalı işlem ile birlikte yapılması onun geçerliliğini etkilemez. Eğer uyulması gereken şekil kurallarına uyulmadan yapılmışsa o zaman geçersiz olur. Bunların haricinde tarafların arasında bir de muvazaa anlaşması olmalıdır. Tarafların hangi işlemi ne maksatla yaptıklarına ilişkin olan anlaşmadır sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Muris muvazaasından bahsedebilmek için en önemli husus söz konusu işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış olmasıdır. Bu işlemlerin ne maksat ile yapıldığını anlayabilmek için genel kriterler yoktur. Her olay için ayrı ayrı değerlendirme yapılacaktır. Örneğin murisin veya mirasçısının maddi durumları, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı bir nedeninin olup olmadığı gibi faktörler yapılacak değerlendirmede önem arz etmektedir. Bu değerlendirmeler için Yargıtay’ın kararlarında yol gösterici olacak şekilde kriterler mevcuttur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.2.2018 Tarihli 2015/6238 Esas sayılı ve 2018/935 Karar nolu kararında: “Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.” şeklinde görüş belirtmiştir. Dolayısıyla tarafların işlemi mal kaçırma amacıyla yapıp yapmadıklarını anlamak için bu kriterler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Peki muvazaa tespit edildiğinde ne yapılacaktır? Bu durumda tapu iptal ve tescil davası açılmalıdır. Bu davayı saklı payı olup olmadığına bakılmaksızın bütün yasal mirasçılar açabilir. Burada davayı açacak mirasçı, davayı tek başına açabileceği gibi diğer mirasçılarla birlikte de açabilecektir. Ancak mirası reddeden, mirastan feragat eden veya mirasçılıktan çıkarılan kişilerin bu davayı açma hakları yoktur. Bu davanın konusu tapu kütüğüne kayıtlı olan taşınmazlardır. Taşınır mallar ve tapu kütüğüne kayıtlı olmayan taşınmazlar bakımından tapu iptal ve tescil davası gündeme gelmeyecektir.
Muris muvazaasında tapu iptal ve tescil davasının açılabilmesi için bir zamanaşımı süresi mevcut değildir. Murisin ölümünün ardından herhangi bir süre şartı olmaksızın bu dava açılabilir. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan Tapu İptali ve Tescili davalarında, davacı taraf mirasbırakanın kendilerinden mal kaçırdığını her türlü delille ispat edebilir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu da vermiş olduğu bir kararında mirasçıların muvazaa iddialarını her türlü delille ispatlayabileceğini belirtmiştir. Muris muvazaası nedeniyle açılan bu davanın tapu kütüğündeki kayıtlara güvenerek taşınmazı devralan iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımına etkisi ne olacaktır? Bu durumda tapu siciline güven ilkesi devreye girer ve TMK Madde 1023 “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” gereğince muvazaa iddiası iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
Muris muvazaası, uygulamada çok sık karşılaşılan bir durumdur. Murisin mirasçılarından mal kaçırma nedenleri de çoğunlukla birbirine benzemektedir. Genellikle kız çocuklarından mal kaçırmak, yapmış olduğu ikinci evliliğinden olan çocuklarına daha çok taşınmaz bırakmak gibi nedenler karşımıza çıkmaktadır. Her ne sebeple yapılırsa yapılsın yasal mirasçıların haklarını zedeleyen bu işlemlerin muvazaa olduğunun tespiti ve yapılan işlemlerin iptali mümkündür. Yukarıda da açıklamış olduğumuz üzere mal kaçırma amacıyla devredilen bu taşınmazlar için açılacak tapu iptal ve tescil davası ile yasal mirasçıların taşınmaz üzerindeki hakları korunmaktadır.
Av. İlayda SARICA


Leave A Comment