ANONİM ŞİRKETTE YÖNETİM KONUSU VE TEMSİL YETKİSİ
ANONİM ŞİRKET
Anonim şirkette yönetim ve temsil konularını ele almadan önce, anonim şirketin kuruluşu ve işleyişi ile ilgili olarak genel bilgilere değinmek gerekmektedir. Anonim şirket Türk Ticaret Kanunu’nun 329. Maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır: Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur.
Kuruluşu:
Anonim şirket, en az bir gerçek veya tüzel kişi ile kurulur. Anonim şirket kurulurken yazılı bir esas sözleşme bulunması gerekmektedir. Bu sözleşme tüm kurucular tarafından imzalanır ve noter tarafından onaylanır. Daha sonra ise Ticaret Siciline tescil için başvuru yapılır. Kural olarak anonim şirketlerin kurulması için Bakanlıktan izin şartı aranmamakla birlikte, istisnai olarak bazı anonim şirketlerin kuruluşu için izin gerekmektedir. Faaliyet türlerine göre;
Faaliyetleri bankacılık, factoring, umumi mağazacılık ve özel sigortacılık olan anonim şirketler ile holding şeklinde yönetilecek anonim şirketler kuruluşları aşamasında ilgili bakanlığın iznini almak zorundadır.
Özellikleri:
- Anonim şirketler kanuna hukuka ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla her türlü ekonomik faaliyette bulunabilirler.
- Anonim şirketler kural olarak esas sermaye sistemine tabi olmakla beraber, kayıtlı sermaye sistemini de benimseyebilirler.
- Anonim şirketlerin kurulabilmesi için mutlaka bir şirket sözleşmesi yapılması gerekir. Bu sözleşmede pay sahiplerinin taahhüt ettikleri sermaye miktarı da yer alır. Pay sahiplerince, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olarak taahhüt edilemez.
- Anonim şirket sözleşmesi yapılırken mutlaka resmi şekilde yazılı olarak yapılmalı ve kurucuların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır. Bu bir geçerlilik koşuludur.
- İmzaların noterce onaylanmasından 30 gün sonra Ticaret Sicili’ne tescil ile tüzel kişilik kazanır. Tüzel kişiliğini kazanması ile birlikte, tacir sıfatını ve hak ehliyetini kazanır. Ayrıca iflasa tabi hale gelir, ayrı bir malvarlığı oluşur.
- Şirket borçlarından dolayı şirket, tüzel kişiliği ve ortaklarından bağımsız bir malvarlığı olduğu için, 1. dereceden ve sahip olduğu malvarlığı ile sınırsız sorumludur. Pay sahipleri ise 2. dereceden (dolaylı), esas sözleşmede taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlı ve adi sorumludur.
Esas Sözleşmenin Unsurları Nelerdir?
- Süreli bir şirket var ise şirketin süresi,
- Şirketin ticaret ünvanı, merkezi ve işletme konusu
- Yönetim Kurulu üyelerinin ad soyadları, sayıları, yetkileri
- Payların türleri, her payın itibari değeri, ödenme şekil ve şartları
- Pay senetlerinin türleri, imtiyazlı paylar, devir sınırlamaları
- Ayın cinsinden sermayenin değeri
- Genel Kurul toplantısının nasıl yapılacağı, çağrı usulü ve oy hakları
- Şirket ilanlarının nasıl yapılacağı, şirketin hesap dönemi
Anonim Şirketlerde Genel Kurul
Anonim şirketlerdeki en yetkili karar organıdır. Bütün ortaklar toplanarak karar alırlar. Genel kurul olağan veya olağanüstü şekilde toplanabilir. Olağan genel kurul toplantısı şirketin hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde yılda en az bir kez olacak şekilde toplanır. Olağanüstü genel kurul toplantıları ise gerekli görülen durumlarda toplanabilir. Genel Kurul toplantısında tartışılıp karara bağlanacak konuların bazıları şu şekildedir:
- Şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesi,
- Şirket organlarının seçimi, değiştirilmesi ve azledilmesi
- Yönetim kurulu üyelerinin faaliyetlerinin denetimi ve ibrası,
- Bilanço, kar ve zarar hesaplarının onaylanması,
- Şirketin genel olarak denetiminin yapılması,
- Şirketin feshine karar verilmesi.
Yönetim Kurulu Nedir?
Yönetim kurulu, şirketin yönetiminden ve üçüncü kişilere karşı temsil edilmesinden sorumlu olan organdır. Yönetim kurul üyeleri genel kurul tarafından seçilir. Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl için seçilebilir. Yönetim kurulu üyesi olacak kişinin, şirkette pay sahibi olan gerçek kişi olması zorunludur. Tüzel kişiler, pay sahibi olsalar da yönetim kurulu üyesi olamazlar. Ancak pay sahibi olan tüzel kişilerin temsilcisi olan gerçek kişiler, yönetim kurulu üyesi olabilir. Yönetim kurulu oluşturulduktan sonra üyeleri arasından bir “Başkan” ve “Başkan Vekili” seçilir. Yönetim kurulu toplandıktan sonra, mevcut üyelerinin çoğunluğu ile karar alabilir. Yönetim Kurulu’nun görevlerinin bazıları şu şekildedir:
- Şirkete ilişkin tescil ve ilan işlerinin yapılması,
- Şirket yöneticilerinin atanması ve azilleri,
- Genel kurulun toplantıya çağrılması,
- Şirketin denetlenmesi,
- Yıllık raporların düzenlenmesi, bilanço ve kâr zararın tablolarının düzenlenmesi,
- Şirketin defterlerinin tutulması.
Anonim Şirketlerde Yönetim Devri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda anonim şirketlerde yönetim ve temsil ayrı ayrı düzenlenmiştir. Genellikle karıştırılanın aksine, şirketin yönetimi ve temsili kavramları birbirinden farklı kavramlardır.
Anonim şirketlerde yönetim görevi, yönetim kuruluna aittir. Dolayısıyla yönetim kurulunun tüm üyeleri yönetim yetkisini haizdir. Ancak bu durum şirketin işleyişini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle yönetim yetkisinin devri Türk Ticaret Kanunu’nun 367. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre yönetim yetkisi kısmen veya tamamen devredilebilir. Ancak bunun için şirketin esas sözleşmesinde iç yönerge ile yönetim yetki devrine olanak sağlayan madde bulunmalıdır. Eğer böyle bir madde yoksa esas sözleşmede değişiklik yapılması gerekir.
Yönetim yetkisinin kısmen devri, şirketin işleyişi ile alakalı belli bir konuda üyelerden birine yetki verilmesi şeklinde olabilir. Tam yetki ise her türlü yönetim yetkisinin, yönetim kurulundan sadece bir kişiye devredilmesi şeklinde mümkündür. Şu ana kadar yönetim yetkisinin yönetim kurulu üyelerine devrinden söz etmiş olsak da bu durum, yönetimin üçüncü bir kişiye devredilemeyeceği anlamına gelmemelidir. Aksine; kanun koyucu şirket yönetiminin, yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü bir kişiye devrine de olanak tanımıştır. Toparlamak gerekirse;
- Yönetimin kısmen veya tamamen yönetim kurulu üyelerinden birine veya bir üçüncü kişiye devredilebilmesi için mutlaka bir iç yönerge hazırlanmalıdır.
- İç yönergede kimin hangi konularda yetkilendirildiği, görev tanımı gibi konuların ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. En önemli konu ise, şirketin esas sözleşmesinde yönetimin devrine izin veren bir maddenin bulunmasıdır. Esas sözleşmede bu husus düzenlenmemişse iç yönerge yoluyla yönetimin devredilmesi mümkün olmayıp, öncesinde esas sözleşme değişikliği yapılması zorunludur.
Yönetimin devri yönetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarır mı?
Yönetimin devri, özellikle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluktan kurtulmak amacıyla tercih ettiği bir yoldur. Yönetimin kısmen devrini ele aldığımızda, devredilen kısma ilişkin sorumluluk sadece o yetkiyi devralana ait olacaktır. Buna göre diğer üyelerin, devredilen yönetim konusuyla ilgili yapılan işlemlerden dolayı hiçbir sorumluluğu bulunmayacaktır. Bunun istisnası ise, yönetimin devredildiği kişinin gerekli özen gösterilmeden seçilmiş olmasıdır. Yönetim kurulunun, genel gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin bir sonucu olarak yetkiyi devredenler de sorumlu tutulacaklardır.
ANONİM ŞİRKETLERDE TEMSİL
Şirketin temsili, üçüncü kişilerle kurulacak ilişkiler ile ilgilidir. Anonim şirketlerde temsil yetkisinin kullanılması, şirketin ticaret unvanı altında imzaya yetkili olan kişilerin imza atması şeklinde gerçekleşir. İmzaya yetkili kişiler kural olarak yönetim kurulu üyeleridir. TTK 370/1’ e göre, ortaklık ana sözleşmesinde aksi öngörülmemişse veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa, temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
Kanunun çift imza kuralı öngörmesinin sebebi nedir?
Yönetim kurulunun üye sayısının fazla olduğu şirketler açısından düşünüldüğünde, temsile yetkili bütün üyeler tarafından şirketin temsil edilmesi, özellikle de yazılı işlemlerin üyelerin tamamı tarafından imzalanması işleyişi olumsuz etkileyebilir. Bunun aksine, ortaklığın tek bir kişinin imzası ile temsili de şirket açısından sakıncalı durumlar oluşturabilir. Bu nedenle çift imza ilkesi hem işlerin daha hızlı yürütülmesini sağlar hem de şirket açısından daha güvenli bir temsil şekli oluşturur. Önemle belirtmek gerekir ki; çift imza yönteminin uygulanabilmesi için temsile yetkili üyelerin imzalarını aynı anda atmaları bir zorunluluk değildir.
Aktif Temsil – Pasif Temsil
Aktif temsil, kısaca temsilcinin şirket adına irade beyanında bulunma yetkisi olarak açıklanabilir. Pasif temsil ise, şirkete yöneltilen irade beyanlarını kabul etme yetkisi olarak tanımlanabilir. Şirkete yapılan ihtar ve ihbarların yönetim kurulu üyelerinden birine yapılması, pasif temsilin uygulamada en sık karşılaşılan örneğidir. Ancak belirttiğimiz üzere pasif temsilde, yönetim kurulu üyelerinden birine ihtar veya ihbar yapılması yeterli olmaktadır. Dolayısıyla pasif temsilde çift imza kuralı geçerli değildir. Yukarıda açıkladığımız çift imza kuralı yalnızca aktif temsil durumu söz konusu olduğunda geçerlidir.
Anonim Şirketlerde Temsil Devri
Temsil yetkisi, yönetim kurulu üyelerinden birine ya da birkaçına devredilebileceği gibi, üçüncü bir kişiye de devredilebilir. Temsil yetkisinin üçüncü bir kişiye devri belirli kurallara bağlıdır. Şöyle ki; temsil yetkisini devralan üçüncü kişi şirketi tek başına imza ile temsil edemez; mutlaka yetkili bir yönetim kurulu üyesi ile birlikte imza atması gerekmektedir (TTK 370/2).
Temsil yetkisinin devrinin mümkün olabilmesi için de şirket esas sözleşmesinde açıkça bu hususun düzenlenmiş olması gerekir. Sadece yönetimin devri konusunun düzenlenmiş olması, temsil yetkisinin de devredilebileceği anlamına gelmez. Esas sözleşmede açıkça bir düzenleme bulunmuyorsa, bu konuda esas sözleşmede değişiklik yapılabilir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; esas sözleşme ile TTK madde 370’de öngörülenden farklı düzenlemeler yapılmışsa, bu düzenlemelerin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı geçerli olabilmesi için tescil ve ilan edilmesi zorunludur (TTK 373).
Temsil yetkisi bulunmayan birinin işlem yapması veya çift imza kuralı uygulanan şirketlerde tek imza ile gerçekleştirilen işlemler söz konusu olduğunda, yetkisiz temsil kuralları uygulanır. Yetkisiz temsil durumunda şirket, yapılan bu işleme onay verebilir. Bu onay açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Bu durumda yapılan işlem, şirketi bağlayıcı nitelik kazanır.
Son olarak temsil yetkisinin devri konusunda özellikle şirketle ilişkiye giren üçüncü kişilerin korunması konusunda önemli bir kural vardır. TTK 371/3’ e göre temsil yetkisi, merkez veya şube işleriyle de sınırlandırılabilir. Buna göre; temsil yetkisinin çift imza ve şube işleri dışında sınırlandırılması mümkün değildir. Bu hususlar dışındaki bir sınırlama üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez. Zaten yapılan bu sınırlamanın tescil ve ilanı konusundaki talepler, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul edilmez. Ancak bu tür bir sınırlama tescil ve ilan edilse dahi üçüncü kişiler yönünden geçerlilik taşımayacak; şirket yapılan işlemle bağlı olacaktır. Bu tür bir işlem, sadece yetki aşımı nedeniyle şirket ile olan iç ilişkide işlemi yapanın sorumluluğuna sebep olabilecektir.
Av. İLAYDA SARICA


Leave A Comment